Yapıp ettiğim, ürettiğim şeyler paralelinde tebrik ediyorsunuz ya beni; Durum daha da ilerlemeden, müsadenizle bir ekleme yapma telaşesindeyim. Puff, aslında pek bir memnunum durumumdan, teveccühleriniz karşısında içim bir hoş olmakta ama hayır, unutulan bir gerçeği, büyük bir erdemlilik timsali göstererek ortaya koymak, sizi bilgilendirmem gerek, bu yalana, daha fazla devam edemem, hayır!
Esasında hiç mi hiç bu açıklamayı yapmak istemiyorum, içimden bir ses ,sürekli vazgeçmemi belirten telkinlerle başımı şişiriyor şuan. "bırak anlatmayı, sus, herşey böyle kalsın, hem fena mı, ne güzel işte diyerek telkinlerine devam ediyor şuanda bile. Çemkiriyor sürekli, caydırmaya çalışıyor. Puff...
Ama daha da uzatıp, siz saygıdeğer sanat tüketicisi arkadaşlardan ya da meslektaşım zatıalilerden, gerçekleri daha fazla gizleyecek değilim. Mevzuuya bahis olunan konu, sanat adına ortaya koyduğum ve sizlerin -sağ olun var olun- şak şaklarıyla birer ürün kisvesinden kurtularak, eser-i aliye altında nihayete eren üretimlerimin, aslında kimin tarafından yapıldığıyla ilgili bir iki kelam etmek istiyorum.
Yok yahu, öyle değil siz beni yanlış anladınız, tabii onlar benim eserim, o işleri ben yaptım, hepsi benim elimden çıkma ama bi durun dinleyin hele; Benim dillendirmeye çalıştığım daha transandantal bir şey. Sizi, söz konusu işleri benim yapıp yapmadığımın tiribine sokacak, allem edip kulem ederek kendimi aklayacak da değilim. Bi dur lan! Bak şu çakala, hemen de oldubittiye getirdi, meğer böyleymiş, Vayy hınzır diyeceğiniz türden, bir çakallığın, hinliğin, cinliğin olduğu bir şey değil diyorum Gıt mısın? Dinle hele!
Bi sussan anlatacam ama yok(?) deli ettin beni...
Yaptığım ve yapacağım her şey, ama hepsi, derin bir gözlemin ürünü, sadece bunu demek istemiştim; bi söyletmedin ağız tadıyla...
Paul Klee, bir ağacın gövdesi olduğunu söyler, dal ve yapraklarımı saçar ve ahenkle sergilerim, seyre dalar insanlar işlerim karşısında der ve ekler; Dalıp baktıklarında gördükleri şey, ben yani gövdem ya da ortaya çıkardığım ürünler –dal ve yapraklar- olmamalı der.
Evet, o yapraklar ve onları tutan dallar da benim, hatta gövdemin birer uzantısı, ancak bu gördükleriniz yani benim yarattığım, ortaya koyduğum şeyler, gövdemin içinden geçip o dallara, yaprağa ulaşan enerjisi, güç, o sıvı akışı olmasa olur muydu? Klee, “Bu güç nereden gelmektedir? “ der. Gövdemle, hemen altında başlayıp kadim noktalara değin kendini salan, sonsuzluğa serpişen nice kök, bu köklerin bütününden gelerek gövdemde oluşan kolektif bellek olmasa, naçizane gövdem, tek başına dallara ilettiği, oradan da yaprakları besleyerek onlara hayat veren yaşam sıvısını nereden temin edecekti. Gözle görünür nihai ürünlerime ulaşan enerjinin kaynağı, o ürünleri oluşturan güç, doğrudan şüphesiz ki bu köklerden gelmektedir.
Bu yüzden diyeceğim o ki, yapıp ürettiğim şey ya da şeyler, şeycikler, her şeyim, varım yoğum tüm yaşamım, siz bu dünyanın insanına, alçakgönüllü bir armağan, hatırattır en fazla.
Dalların güzelliği bana ait değil, sadece içimden akarak gelen köklerin, o köklerin sahibi sizlerin güzelliğidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder